13 Aralık 2007

Ezik...


İnsanların fotoğraflarına bakıp iç geçirmek son zamanlarda bende büyük bir tutku haline geldi. Belki de içimdeki eziklikten olsa gerek bu tutku. Sürekli “Niye ben de onlar gibi olamıyorum?” diye söylenmeye başladım. Aslında içimden bir ses de “Bırak Allah aşkına hepsi de çakma bunların…” diye avutmaya çalışıyor beni. Tabii ki biliyorum, o içimdeki beni avutmaya çalışan sesin saçmaladığını.(?)


Ben sakin bir insanım. Etliyle ya da sütlüyle pek işim olmaz. Kendi içimde niye bunu kabul etmek istemiyorum acaba? Belki de başka biri olmak istiyorumdur… Müzik dinlerim sıklıkla, hatta sürekli. Önceden de söylediğim gibi, insanların fotoğraflarına bakarım, uzaktan izlerim onları; bazen imrenerek, çoğu zaman bazen de küçümseyerek. Tabi bu küçümseyerek bakma olayı sadece ezikliğime eziklik katıyor. Bundan da hoşlanıyor gibiyim sanki.

Hani bu güzel sanatlar fakültesi olsun, resim çizmek olsun, deviantart üyeliği olsun, kara kalemle çizilmiş resimleri profile koyma olayları olsun… Onları da ilgiyle izliyorum. Aslında hep içimde gizli: Bir onlardan birine “Sana çok özeniyorum, ne de güzel doğal görünerek artistlik yapıyorsun.” demek istiyorum ama biliyorsunuz, beni yanlış anlayacaklarından korkuyorum. Yanlış anlar mısınız acaba?

Keh keh keh… Güldüm kendime. Aslında ben de yetenek olsa, hiç geri kalmam o devianart’çılardan ama neyse hadi. Yani adamlar her türlü haklılar. “Yetenek var, sergileyeceğim tabi, eşek değilim ya?” deme hakları da dolayısı ile mevcut oluyor. “Ya Alican… Sen de bir kere de kendine dönüp bir bak! Hiç mi bir şeyin yok?” dedi birisi sanki… Eee, komşunun tavuğu, komşuya kaz görünürmüş. Hadi onu geçtim, sanırım ben biraz maymun iştahlıyım. :)

Şu sıralar üniversite olaylarına girdim. Malûm, kapağı attık bir tanesine… Tabi tabi, burada da var öyle deviantart’çı arkadaşlar, rock müzik dinleyen, efendime söyleyeyim siyah giyinen insanlar. Heh, her zamanki gibi bendenizin kanı yine ısınamadı onlara. Yok yok yanlış anlaşılmasın, ne haddime efendim; asıl onların kanı benimkine alışmadı sanırım. Ara sıra facebook sayesinde onlar kimdir/nedir tarzı kendimi bilgilendirme amaçlı keşiflerim oluyor. İyi, nur yüzlü insanlar gibi görünüyorlar. Gördüğüm kadarıyla bu bahsettiğim cemiyetin üyeleri hemen de birbirlerini bulup, kaynaşmışlar okul bünyesinde. Bu bahsettiğim başımın derdi ezikliğimden midir nedir, ben yine çemberin dışında kalmayı başardım. Tabi her zamanki gibi dört ayak üzerine düşmeme yardımcı olan bir varlık mevcut. Çemberin dışında da gayet makul arkadaşlar buldum. Ama her zamanki gibi çemberin dışındaki birkaç arkadaşımı da alıp, çemberin içine doğru uzun bir atlama yapma konusundaki fikrim de onay mesajı bekliyor. :)

Saat de hemen 01:37 olmuş… James Amcam da Astronomy’yi söylüyor zaten. Daha ne isteyebilirim? Hem sıkıldım, hem de sigaram bitti. Bu iki önemli bahanenin ardına sığınarak bugünkü yazıma da son noktayı koyuyorum.

4 yorum:

Anonymous dedi ki...

seni seviyorum

Anonymous dedi ki...

Aslında hep içimde gizli: Bir onlardan birine “Sana çok özeniyorum, ne de güzel doğal görünerek artistlik yapıyorsun.” demek istiyorum ama biliyorsunuz, beni yanlış anlayacaklarından korkuyorum. Yanlış anlar mısınız acaba?


Alican… Sen de bir kere de kendine dönüp bir bak! Hiç mi bir şeyin yok?” dedi birisi sanki… Eee, komşunun tavuğu, komşuya kaz görünürmüş. Hadi onu geçtim, sanırım ben biraz maymun iştahlıyım. :)


ne güzel yazmışsın

burccin dedi ki...

neden böylesin ki sen? insanlar hep bi bünyeye ait olmak istiyo . o kadar aynı kalıp, dar paça pantolonun arasından bi de kendine bak. onlar gibi olmayı cidden tercih eder miydin? istesen olurdun da. istemiyosun bence ne biliim. insanları izlemek güzel, böyle olman daha güzel.

Anonymous dedi ki...

Ben de diyordum ki bir tek ben miyim ısınamayan bu şahıslara..